Yargıtay Karara - Hırsızlık Suçuna Konu Malın Ekonomik Değerinin Bulunmaması
- 16 Ara 2025
- 10 dakikada okunur

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ 2022/7993 E. 2024/4945 K. SAYILI KARARI
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/253 E. 2016/142 K.
SUÇLAR : Nitelikli hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2015/253 Esas, 2016/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli hırsızlık suçundan, iki kere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
2. Katılanlar ... ve ...'a karşı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, iki kere, 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
3. Mağdur ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 168, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
4. Mağdur ...'a karşı resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
5. Mağdur ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 168, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 40,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
6. Mağdur ...'a karşı resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
7. Mağdur ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 168, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 40,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
8. Mağdur ...'a karşı resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suç unsurları itibarıyla oluşmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve kabule göre de 5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz isteği; mahkûmiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği hâlde karar verilirken bu hususun göz önünde bulundurulmadığına, resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığına, nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemlerin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ve böylece suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; sanığın, farklı tarihlerde evinde misafir olarak bulunan katılanlara ait nüfus cüzdanlarını onların rızaları olmaksızın çantalarından aldığı ve böylece her birine karşı nitelikli hırsızlık suçunu işlediği, üzerlerine kendi fotoğrafını yapıştırıp kullanmaya başladığı ve bu şekilde sahteleştirdiği nüfus cüzdanları ile mağdurların iş yerlerine gidip alışverişler yaptığı, katılanların kimlik bilgilerine göre düzenlenen bonoları imzaladığı, böylece her bir mağdura karşı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, mağdurların zararlarını soruşturma ve kovuşturma aşamalarında giderdiği, her ne kadar sahte nüfus cüzdanı asılları ele geçirilmemiş ise de, mağdurların beyanları ve bono belgeleri ile sanığın ikrarı karşısında, söz konusu nüfus cüzdanlarının sahte olduklarının ve aldatma kabiliyetleri bulunduğunun anlaşıldığı, böylece mağdurlara yönelik nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin yanında sahte nüfus cüzdanı kullanması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 212 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, suçlarını gizlemek amacıyla katılanlara ait sahte nüfus cüzdanları oluşturmak suretiyle kimlik bilgilerini kullandığı ve böylece her birine karşı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu işlediği, sanık ikrara yönelik savunmasında eylemleri gerçekleştirdiği esnada kleptomani şeklinde psikolojik rahatsızlığı olduğu için suçları bilmeden ve istemeden işlediğini savunmuş ise de, alınan raporlara göre cezai ehliyetini ortadan kaldıran ya da sınırlayan herhangi bir tıbbi rahatsızlığı olmadığının ve cezai sorumluluğunun tam olduğu belirlendiğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamaları ikrar ettiği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu nüfus cüzdanı ve bono belgelerinin örnekleri, kurumların cevabi yazıları, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporları, yazı ve imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporları, katılan, mağdur ve tanık beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup bono belgeleri asıllarının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2015 tarihli ve 2015/1570 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında suçtan zarar görenler ... Halı Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. A.Ş. ve Sırma Dayanıklı Tüketim Malları ünvanlı iş yerleri ile mağdurlar ... ve ...'ın iş yerlerinden yaptığı alışverişler nedeniyle dolandırıcılık suçundan da davalar açıldığı, Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2015/256 Esas, 2015/263 Karar sayılı kararıyla nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin görevsizlik kararı verildiği, ancak Mahkemece bu konularda hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, atılı suçlardan zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükümlerinin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Nitelikli Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu İkinci Kitabının İkinci Kısmının Onuncu bölümünde Mal Varlığına Karşı Suçlar başlığı altında 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen Hırsızlık suçunun temel şekli, "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak" şeklinde tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunun konusu başkasına ait taşınır mal veya mallardır. Mal olarak değerlendirilemeyecek şeyler hırsızlık suçunun konusu olamayacağı gibi hırsızlık suçunda korunan değer olarak suça konu malın ekonomik bir değere sahip olması gerekmektedir. Türk Dil Kurumu tarafından mal; bir kimsenin bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan taşınır veya taşınmaz varlıklar bütünü şeklinde tanımlanmış, 4721 sayılı Medeni Kanununun 762 nci maddesinde "Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddi şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir." şeklinde düzenlenmiştir. Hukuki anlamda mal kavramı ise, fiziki varlığı bulunan, mal varlığı hakkının konusunu oluşturan belirli bir değere sahip ve belirlenebilir şeyleri ifade etmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.06.1998 gün ve 175-306 sayılı kararında "Mal, mülkiyet konusu olabilen bütün maddi eşya ile mameleke girebilen bütün haklar" olarak tanımlanmıştır. Mal varlığı ise, bir kişiye ait para ile ölçülebilen hakların bütününü, mameleki ifade etmektedir. Bu açıklamalar ışığında, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi gibi kimlik belgelerinin tek başına ekonomik bir değeri bulunmadığından mal kavramı içerisinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Somut olayda, sanığın katılanlara ait nüfus cüzdanlarını çantalarından çaldığı gerekçesiyle nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, nesne olarak mali ve ekonomik değeri bulunmayan nüfus cüzdanlarının genişletici yorumla hırsızlık suçunun konusu mal şeklinde değerlendirilerek, unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, aslı ele geçirilemeyen belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yönünden inceleme yapılması imkanı bulunmadığından suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, yine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı nazara alındığında; somut olayda, kısa zaman aralıklarında ve hukuki kesinti gerçekleşmeksizin mağdurların iş yerlerine gidip alışveriş yaparak sahte bonolar imzalayan sanığın sübut bulan eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, mağdur sayısınca mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
Somut olayda; sanığın katılanların kimlik bilgilerine göre düzenlenen bonoları imzalaması şeklindeki eyleminde, atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, beraat kararı verilmesi yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuş,
2.Kabul ve uygulamaya göre de;
a.Gerekçeli karar başlığı ve hüküm fıkralarındaki suç adının başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması olarak yazılması yerine iftira şeklinde yazılması,
b.Temel cezanın belirlenmesi sırasında "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle" ibaresinin yazılmaması,
c.Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda; hükümlerden sonra 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde hukuki zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Nitelikli Hırsızlık, Resmi Belgede Sahtecilik, Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B), (C) ve (D) kısımlarında açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, nitelikli hırsızlık suçundan Üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla, resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Eskişehir C.Başsavcılığının 12/02/2015 tarih ve 2015/1570 Esas sayılı iddianamesiyle ...'ın 2012 yılı Nisan ayı içerisinde sanık ... 'in ... Mah. ... Caddesinde bulunan ikametine arkadaşı ile gittiği, burada bir süre kaldıktan sonra sanığın ...'a ait cüzdanının içerisinde bulunan nüfus cüzdanını hırsızladığı, ...'ın nüfus cüzdanını kaybettiğini düşünerek yenisini çıkardığı, ...'ın adına daha sonra Eskişehirdeki değişik iş yerlerinde yapılan alışverişler sonucu düzenlenen kendisine ait kimlik bilgilerinin kullanıldığı senetlerle ilgili olarak icra takiplerinin geldiği, ...'ın icra takibine konu senetlerde sanık ... 'e ait 0-507 687 24 02 numaralı cep telefonunu görmesi üzerine telefonda şahsı aradığı ancak ulaşamadığı, ...'in daha sonra ...'ı arayarak nüfus cüzdanını getireceğini söylediği, 2012 yılı Nisan ayı içerisinde ...'in müşteki ...'ın iş yerine gelerek emanetini getirdiğini söylediği ancak ...'a nüfus cüzdanını vermediği, bunun üzerine katılan ...'ın ... hakkında kimliğini kullanarak yaptığı alışverişlerden dolayı şikayetçi olduğu olayda;
Sanık ...'in de evine gelen katılan ...'in çantasındaki cüzdanında bulunan nüfus cüzdanını çaldığını kabul ettiği,
Nüfus cüzdanının çalınmasının heyetimizin çoğunluğu tarafından nüfus cüzdanının tek başına ekonomik değeri bulunmadığından mal kavramı içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, nesne olarak mali ve ekonomik değeri bulunmayan nüfus cüzdanının genişletici yorumla hırsızlık suçunun konusu mal şeklinde değerlendirilerek beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararı bozulmuştur.
TCK.nın 141.maddesinde hırsızlık suçunun "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması" olarak tarif edilmiş, madde gerekçesinde de "Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için, failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyedliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesidir. Bu tasarruf olanağı kaldırılınca suç da tamamlanır. " şeklinde belirtilmiştir.
Yararın manevi olacağı da belirtilmiş olmasına göre, Türk Ceza Kanununda hırsızlığa konu mal, ekonomik değeri bulunan mal, meta olarak belirtilmemiştir.
Malın her türlü eşya olarak anlaşılması gerektiği, ekonomik değeri olmayan veya çok az olan şeylerin de (örneğin manevi açıdan kişi için değer taşıyan mektup, fotoğraf vs.) eşya sayılması gerektiği,
Hırsızlık suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK.nın 141.maddesindeki suçun oluşması için, failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla hareket etmesinin gerektiği, TCK.nın 21.maddesinde kast türü olarak özel kast öngörülmediğinden yarar sağlama amacını genel kast içinde düşünmek gerektiği, kanun metninde de açıkça belirtildiği üzere failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacıyla eşyayı bulunduğu yerden almasının gerekli ve yeterli olduğu, faydalanmaktan maksadın, çalınan malda malikinin sahip bulunduğu bütün imkanları kullanabilme istek ve iradesinin olduğu, yarar sağlamada ise, failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz duyma olduğu,
Hırsızlık suçunun oluşması için, failin yararlanma amacıyla hareket etmesinin yeterli olduğu, ayrıca çaldığı maldan yararlanmış olmasının aranmadığı, yararlanmak amacıyla alınan mala zarar verilmesi halinde sadece hırsızlık suçunun oluşacağı, ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı,
Başkasına ait nüfus cüzdanının çalınarak kendisini nüfus cüzdanındaki şahıs gibi göstererek sahte bono düzenlenerek eşya alınmada kullanılmasının yararlanma kastını oluşturacağı,
Yargıtay 2. Ceza dairesinin 2021/6642-20443 esas karar sayılı kararında;
"Katılana ait nüfus cüzdanının çalınması şeklinde gerçekleşen somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Dairemiz ve diğer görevli Daire kararları uyarınca, nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, sınav belgesi, araç plakası, kredi ya da bankamatik kartı ve benzeri şeyler hırsızlık suçunun konusu olduğu taktirde, fiziki (Maddi) değer dışında, bunların yeniden temini için mağdur tarafından harcanacak olan emek ve mesai göz önüne alınarak değer azlığı indirimi uygulanmayacağı görüşünün benimsendiği dikkate alındığında sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanması şartlarının oluşmadığı halde sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde anılan madde hükmünün uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamış" denilerek hırsızlık suçunun oluştuğu, değer azlığının kabul edilmeyeceğinin belirtildiği,
Sanığın evine davet ettiği katılanın rızası olmaksızın çantasındaki cüzdan içinde bulunan kimlik belgesini alma eyleminin suç tarihi itibariyle gece yapıldığı belirlenemediğinden TCK.nın 142/1b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunu işlediği sabit olduğundan mahkemenin hırsızlık suçundan verdiği mahkumiyet kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun hırsızlık suçunun oluşmayacağı yönündeki görüşüne katılmıyorum. 15.04.2024